Kadınlar İçin

Bipolar bozukluğu bulunan kadınların, erkeklerden daha fazla tedaviye dirençli depresyon, daha fazla karma dönem yaşadıkları, hızlı döngü ve bipolar II bozukluk tanısı daha çok aldıkları, daha fazla fiziksel zorluk yaşayıp daha çok kilo aldıkları, daha fazla insülin direnci yaşadıkları araştırmalarla bilinmektedir. Tabii bunun gibi bipolar bozuklukta cinsiyet faktörü ile ilgili çokça araştırma var. Bu nedenle bu kısmı soru-cevap şeklinde yapıp sıkça insanların kafasını kurcalayan kısımlarda durmakta fayda var.

Bipolar bozukluğum var, bu nedenle hamile olmamda sakınca var mı?

Her insanın istediği zaman istediği kadar istediği şekilde çocuk doğurabilme hakkı var. Bipolar bozukluğunuzun olması da bu hakkı elinizden almasın. Genelde bipolar bozukluğu olanlar, çocuklarına bu durumu geçirmek istemedikleri için hamile olmak istemezler; ama araştırmalara göre tek ebeveynden çocuğun bipolar bozukluk geliştirme riski yalnızca %9 oranında. Çocuğunuz büyük oranda hiç bipolar bozukluk geliştirmeyebilir ya da bozukluğun daha hafif bir biçimini yaşayabilir. Ayrıca çocuğunuz bipolar bozukluk tanısı alsa bile, hala çok araştırılan bir alan olduğundan ileride çok daha iyi bir tedavi alacağından şüpheniz olmasın.

Bunun yanında hamilelik sırasında bazı riskler de bulunmaktadır. Aldığınız ilaçların, ilk üç aylık dönemde karnınızdaki bebeğe zararları olabilir (kalp ve sinirlerle ilgili zararlar araştırmalarla görülmüştür), bunun yanında ilaçlarınızı bırakmak da sizin ve aynı zamanda karnınızdaki çocuğun da sağlığını etkileyebilir. Bu nedenle ilaç bırakma gibi bir tercihiniz olursa bunu mutlaka doktorunuzla konuşup yapın. İlaç bırakma durumunda bunu bir an değil, yavaş yavaş dozu düşürerek yapmanız en iyisi olur. Zaten doktorunuz da böyle bir yöntemle ilacı bırakmanızı sağlayacaktır. Yapılan bir araştırmaya göre bipolar bozukluğu bulunan kadınların hamilelik döneminde bir depresyon veya mani dönemi geçirme riski %71 olarak bulunmuştur. Bu dönemlerin çoğu da depresyon ya da karma dönem olmaktadır. Bu nedenle ilaç bırakma gibi durumlarda bebeğe çok daha az etkisi olabilecek EKT gibi seçenekleri göz önünde bulundurabilirsiniz. Ayrıca hamilelik öncesi ve süresince psikoterapi almayı mutlaka öneririz. Hamilelik boyunca tütün, alkol, kafein kullanımından uzak durmanız, beslenmenize ve uykunuza çok dikkat etmeniz bir mani veya depresyon dönemi riskini düşürecektir.

Doğum sonrası nelere dikkat etmem gerekir?

Doğum sonrası depresyonu olarak bilinen postpartum depresyon genel olarak kadınların %15’inde görülür. Bunun yanında bipolar bozukluğu bulunan kadınların %40 ila 67’sinde doğum sonrası depresyon veya mani görülmektedir.

Doğum sonrası 10 gün içinde görülen ağlama, üzgün hissetme, doğum gerçekleştirerek hata yaptığını düşünme belirtilerinin bulunduğu bir dönem yaşanıp geçebilir; ama 2 haftalık bir dönem boyunca devam etmesi doğum sonrası depresyon olduğunu gösterir. Fakat doğum sonrasında ilaçlarınıza devam ederseniz bu depresif duygudurum hızla geçecektir.

Kullandığınız ilaçlar, emzirme zamanı süt ile çocuğunuza geçebilir; yapılan bir çalışmada sadece %25 oranında geçiş bulunmuştur. Bu oranı fazla buluyorsanız, önlem alma ihtiyacınız olabilir. Mesela, bebeğinizi emzirdikten sonra ilaçlarınızı alabilir, hem kendinizin hem de bebeğinizin yeteri kadar su içmesini sağlayabilirsiniz, hem bebeğinizin hem kendinizin kan değerlerini ölçtürebilirsiniz.

Özellikle emzirme dönemlerinde kadınların uyku düzeni bozulur ve bu da doğum sonrası depresyonun gelişmesini sağlar. Bu nedenle emzirme dönemlerinde özellikle geceleri partnerinizden ya da aile bireylerinizden yardım almanız sizin sağlığınızı korumanıza da yardımcı olacaktır.

Doğum kontrol hapları ile içtiğim ilaçların etkileşimi olur mu?

Bipolar bozukluk için içtiğiniz bazı ilaçların doğum kontrol hapları ile etkileşimi bulunmaktadır. Karbamazepin ve topiramat bileşenli ilaçlar, östrojen gibi cinsellikle ilgili hormonları arttırabilir ve doğum kontrol haplarının neden olduğu vücuttaki değişimleri hızlandırabilir. Aynı ilaçlar bu nedenle doğum kontrolü haplarının daha az etkili olmasına neden olur.

Eğer lamotrijin (Lamictal) etken maddeli bir ilaç ve doğum kontrol hapı kullanıyorsanız, doğum kontrol hapları, lamotrijin etken maddeli ilacınızın etkisini azaltabilir.

Bipolar bozukluk ve regl dönemleri arasında bir ilişki var mıdır?

Yapılan çalışmalara göre bipolar bozukluğu bulunan kadınların %34’ü, depresyon yaşayan kadınların da %25’i regl dönemlerinde düzensizlik yaşarlar. Zaten doktorunuz detaylı bir regl dönemi tarihçesi sizden alacaktır. Özellikle ilaçlar nedeniyle kilo alımı yaşıyorsanız alınması gerekmektedir. Kullandığınız ilaçların da regl düzensizliği ile ilişkisi olabilir. Böyle durumlarda doktorunuz ile bu konuyu mutlaka konuşun; çünkü regl düzensizlikleri ileride osteoporoz, insülin bağımsız diyabet veya kalp ile ilgili bir rahatsızlığın habercisi olabilir.

Regl düzensizliği duygu durumunuzu da etkileyebilir. Bu nedenle bir duygudurum çizelgesi ile bu durumu kontrol edebilir ve ilerisi için önlem almak adına doktorunuz ile konuşabilirsiniz.

Polikistik over sendromu ile bipolar bozukluk arasında bir ilişki var mıdır?

Polikistik over sendromu, bazı rahatsızlıklar için riskinizi yükselten bir sendromdur. Overlerde anormal kistler, yüzde akne, yüz kıllarında fazlalaşma, kilo alımı ve yüksek testosteron seviyesi gibi etkileri bulunmaktadır. Polikistik over sendromu ile bipolar bozukluk arasında genetik olarak bir yakınlık olduğu düşünülmektedir. Eğer valproat etken maddeli bir ilaç kullanıyorsanız özellikle daha fazla risk altındasınız denebilir.

Menopoz döneminde bipolar bozukluğu bulunanların bir riski var mıdır?

Menopoz dönemi ile ilgili çok fazla araştırma bulunmasa da menopoz sonrası dönemdeki bipolar bozukluğu bulunan kadınların %20’sinin duygudurum değişimleri yaşadığı bir araştırmada ortaya çıkmıştır. Bipolar bozukluğu bulunan her üç kadından birinde menopoz sonrası hızlı döngü görüldüğü de bildirilmiştir. Tabii ki bunların sadece menopozla değil; yaşla birlikte değişen yaşam koşullarıyla da ilgisi olabilir. Fakat menopoz döneminde duygudurumunuzda düşüş yaşarsanız, bunu doktorunuzla konuşabilirsiniz. Bu dönemde psikoterapi oldukça işinize yarayacaktır. Aynı zamanda menopoz sonrası ‘hormon replasman terapi’ tedavisi alan kadınlarda duygudurumda düşüşün (depresif belirtilerin) azaldığı gözlenmiştir. Fakat hormon replasman tedavisinin de mani dönemine ve hızlı döngüye neden olduğu ve meme kanseri ve kalp hastalıkları riskine yol açabileceği son zamanlarda belirtilmektedir.