Karanlık Terapisi

Modern hayatlarımızda alışkın olduğumuz bir şey var: ışık. Her ne kadar vücudumuz kendini gün doğuşu ve gün batımına göre ayarlasa da biz, evde ve şehirde ışıklar içinde yaşayarak bazen tam olarak gün doğuşu ve gün batımını hissetmiyoruz bile. Gözlerimiz elektrik ışığına o kadar alışıyor ki işyeri ve ev gibi kapalı alanlarda güneş ışığının bazen farkına bile varmıyoruz.

Size karanlık terapisi olarak anlatacağımız şey, güneşin ışığına tamamen yabancılaşmanız değil tabii ki. Son zamanlarda ABD’de NIMH’te yapılan bir çalışmada hızlı-döngülü bipolar bozukluk tanısı konulan bir kişiye, şu deney yapıldı: hiç ilaç verilmeden, akşam saat 6’dan sabah saat 8’e kadar hiçbir ışığın olmadığı, tamamiyle karanlık bir odaya kapatıldı, ne bir ışık ne televizyon ne de cep telefonu vardı, tamamen karanlık. Daha sonra sabah 8’den akşama kadar ışığa maruz kaldı. Bu kişinin hızlı döngüsü geçince bu sefer geceleri sadece 10 saat tamamen karanlıkta kalarak 1 sene boyunca herhangi bir mani veya depresyon dönemine girmedi. Aynı şekilde 10 saat tamamen karanlıkta kalan bir kişiyle İsviçre’de yapılan çalışma da bu sefer ilaç kullanarak hızlı döngüyü iyileştirmede işe yaradı.

Bu çalışmalar, bir grup yerine bir kişi üzerine yapılmış olsa da aslında ilginç sonuçlar vermiştir. Uyku zamanı 10 saat boyunca tamamen karanlıkta kalarak bu karanlık terapisini uygulamak günümüzün yaşam koşullarında çok zor olabilmektedir. Ama bu çalışmaların ilginç sonuçlarını takip etmekte fayda var. İyi sonuçlar verirse ilerisi için doğal bir tedavi olarak yerini alabilir.